Fransa’nın Châteaubriant kentinde büyüyen Semiha Karasan, hem Türk hem Fransız kültürüne ait hissediyor. Üç yaşında Türkiye’den gelen Semiha, bugün belediye sekreteri olarak çalışıyor ve iki kültürü de yaşatmanın gururunu taşıyor.
Fransa’nın Loire-Atlantique bölgesine bağlı Châteaubriant kasabasına henüz 3 yaşındayken gelen Semiha Karasan’ın ailesi, birçok Türk gurbetçi gibi kısa süreli bir planla yola çıkmıştı. Semiha o günleri şöyle anlatıyor:
“Annemle babam birkaç yıl çalışıp para biriktirip geri dönmeyi planlıyordu. Ama hayat burada kuruldu.”
Bugün 45 yaşında olan Semiha, Moisdon-la-Rivière’de belediye sekreteri olarak görev yapıyor. Hem mesleki hayatında hem de özel yaşamında Fransa ile Türkiye arasında kurduğu denge dikkat çekiyor.
“İki Kültüre de Ait Hissediyorum”
Châteaubriant’ta büyüyen ve burada eğitimini tamamlayan Semiha Karasan, kendisini tam anlamıyla çift kültürlü olarak tanımlıyor:
“Bir yandan Fransız gibi düşünüyor, çalışıyor ve yaşıyoruz. Diğer yandan Türk geleneklerine ve aile yapısına da sıkı sıkıya bağlıyız. Bayramlar, yemekler, düğünler… Hepsini yaşıyoruz.”
Semiha’nın çocukları da aynı şekilde iki kültürün etkisiyle büyüyor. Evde Türkçe konuşulurken okulda Fransızca hâkim. Bu geçişkenliğin çocukları daha açık fikirli ve esnek bireyler haline getirdiğini savunuyor.
Camiden Hayata Açılan Bir Kapı
Semiha’nın röportajı, Châteaubriant’taki cami derneğinin binasında gerçekleşti. Semiha, caminin sadece dini bir mekân değil, aynı zamanda toplumsal bir buluşma noktası olduğunu söylüyor:
“Burada kadınlar bir araya geliyor, çocuklar ders alıyor. Birbirimize hem manevi hem de sosyal anlamda destek oluyoruz.”
YASAL UYARI: Bu haberin yayın hakkı www.arti33.com sayfasına aittir. Fransa hariç haberin linki kaynak gösterilerek paylaşılabilir.
Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Artı33’ü Facebook @arti33com, Twitter @haberarti33 ve Instagram’da @haberarti33 takip edin…











































