Anayasada ve insan hakları bildirgesinde “kanun önünde eşitlik” ilkesi yer alsa da Fransa’da suçlar ve sanıklar, bulundukları bölgeye göre farklı şekillerde ele alınıyor.
Fransa’da adalet sisteminin temelinde yer alan “kanun önünde eşitlik” ilkesi, uygulamada her zaman aynı sonucu doğurmuyor. Ülkenin farklı bölgelerinde işlenen benzer suçların farklı biçimlerde soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması, adaletin coğrafyaya göre değiştiği eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Ulusal ceza politikası belirleyici oluyor
Fransa’da ceza soruşturmalarının başlatılmasından savcılıklar sorumlu. Hâkimler bağımsız olsa da savcılar, Adalet Bakanı tarafından belirlenen ulusal ceza politikası çerçevesinde hareket ediyor. Her yıl başında Adalet Bakanı tarafından savcılıklara gönderilen genelgeyle, ülke genelinde öncelikli görülen suç alanları belirleniyor.
2026 yılı başında yayımlanan genelgede, “örgütlü suçlar ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele” birinci öncelik olarak ilan edilirken, “kişilere yönelik şiddet” ikinci sırada yer aldı. Bu başlıklar, savcılıklar için fiilen “sıfır tolerans” anlamına geliyor.
Yerel öncelikler adaleti şekillendiriyor
Ulusal önceliklerin yanı sıra, her savcılık bulunduğu bölgenin özgün sorunlarına göre ek öncelikler belirliyor. Bazı bölgelerde çete kavgaları ve aile içi şiddet öne çıkarken, bazı şehirlerde dolandırıcılık, trafik suçları veya reşit olmayanların karıştığı olaylar daha öncelikli kabul ediliyor.
Bu durum, aynı suçun farklı illerde farklı ciddiyetle ele alınmasına yol açabiliyor. Uzmanlara göre bu uygulama, merkezi talimatlarla yerel gerçekler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanıyor.
Kaynak yetersizliği seçimleri zorunlu kılıyor
Adalet sistemindeki personel ve kaynak eksikliği, savcılıkları zor kararlar almaya itiyor. Polis ve jandarma birimlerindeki soruşturmacı sayısının yetersizliği ile mahkemelerdeki iş yükü, bazı dosyaların öncelik dışı bırakılmasına neden oluyor.
Bazı savcılıklar, düşük tutarlı mali suçlar veya basit hırsızlıklar gibi dosyaların işleme alınmamasını tercih edebiliyor. Bu tür kararların, mahkemelerin daha fazla tıkanmasını önlemek amacıyla alındığı belirtiliyor.
Eşitsizlik algısı güçleniyor
Uzmanlar, bu uygulamaların vatandaşlar açısından “adalete erişimde eşitsizlik” duygusunu artırdığına dikkat çekiyor. Aynı suçun bir bölgede yargılamaya konu olurken başka bir bölgede dosyanın kapatılması, adalet sistemine olan güveni zedeliyor.
Ayrıca cezaların ağırlığı konusunda da bölgesel farklılıklar bulunuyor. Bazı mahkemelerde daha ağır cezalar verilirken, bazı bölgelerde daha hafif yaptırımlar uygulanabiliyor. Bu farklılıkların, hâkimlerin kişisel değerlendirmeleri ve bölgesel koşullarla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
Suçlular için “bölge farkı” avantajı iddiası
Adalet camiasında dile getirilen bir diğer eleştiri ise bazı suçluların, hangi bölgede hangi suçların daha az takip edildiğini bildikleri ve buna göre hareket ettikleri yönünde. Bu durumun, suçta “bölgesel avantaj” algısı yarattığı belirtiliyor.
Tüm bu tablo, Fransa’da kanun önünde eşitlik ilkesinin teoride güçlü, pratikte ise sınırlı kaldığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.
Tüm gelişmelerden haberdar olmak için Artı33’ü Facebook @arti33com, Twitter @haberarti33 ve Instagram’da @haberarti33 takip edin…
YASAL UYARI: Bu haberin yayın hakkı www.arti33.com sayfasına aittir. Fransa hariç haberin linki kaynak gösterilerek paylaşılabilir.













































