Fransa’da doğup iş kadını olan Türk kızı, İstanbul’a aşık olup geri dönmedi!

Reklam

Fransa’da doğup büyüyen, Torino’da buzla zayıflama araştırmaları yapan, 15 günlüğüne eğitim vermek için geldiği İstanbul’a aşık olan Özlem Posbaşoğlu, “Vatanıma ayak bastığımda başka bir yerde yaşayamayacağımı anladım” diyerek tüm yatırımını ülkemize taşıdı

Sabah gazetesi’nden Sonat Bahar, Fransalı gurbetçi Özlem Posbaşoğlu’nun hikayesini yazdı. İşte dikkat çeken o yazı:

Bu kez tersine beyin göçünde çok farklı bir hikaye yazacağım size, aslında bu bir güzellik göçü. Bu hikayede Fransız kadınlarının zayıflık sırları, Türkiye’den Fransa’ya giden bir ailenin öyküsü, sıfırdan kurulan bir marka var. Hikayenin kahramanı Özlem Posbaşloğlu. Türkiye onu, L’expertise Corporelle isimli merkezinde ünlüleri zayıflatan kadın olarak tanıyor.

-Reklam-

Hikayeniz nerede başlıyor?

Karadenizli bir ailenin çocuğuyum. 80’li yıllarda Fransa’ya yerleşmiş ailem. Babam iş adamı, Paris’te bir şirket kurmuş. Ben Strasbourg’da doğdum, büyüdüm. Babam çok yoğun çalıştığı için Türkiye’ye çok sık gelemezdik. Ama bir o kadar da vatanseverdik. Annem evde Fransızca kullanmayı yasaklamıştı. Ana vatanımız Türkiye, ana dilimiz Türkçe diye büyütüldük. Strasbourg Üniversitesi Louis Pasteur Ecole Privee E.P.C.M’den diyetisyenlik bölümünden mezun oldum. Ama hiç diyetisyenlik yapmadım.

Ne yaptınız?

Mezun olduğum yıl İtalyan üreticiler buzla yapılan tedavileri araştırmak üzere 13 kişilik bir ekip kurmak için üniversiteme geldi. O araştırma ekibine dahil olan tek Türk ve en genç isim oldum. Torino’ya gidip, buzla yapılan farklı tedaviler üzerine çalıştık. Ben bunu keşfettiğimde zayıflamada kullanmaya karar verdim. Bunun için geliştirilen bir cihazla çalışmaya başladım. Ve ilk merkezimi açmak için harekete geçtim.

Sizi Türk olarak tanıyorlardı değil mi?

Tabii… Bunları yapan bir Türk kızıydı. Ama ben babamın bana öğrettiği gibi, orada bir yabancı olduğumu bilerek ama onların kültürünü göz ardı etmeden, kendi kültürümü yücelterek, asil bir Türk kızı olarak durmaksızın çalıştım. Para kazandıkça açtığım merkezi güzelleştirdim. Çünkü televizyona bile çıkar olmuştum. Çok para kazanıyordum. Fransa’da, Lüksemburg’da dört merkez açtım. 2009’da Lüksemburg’da en genç başarılı iş kadını ödülü aldım. Çok iyi bir noktaya geldim, sokakta herkes beni tanırdı. Fransız sosyetesi, ünlüleri danışanım oldu.

Türkiye’ye yolunuz nasıl düştü?

Bir estetik cerrahın ekibine eğitim vermek üzere 15 günlüğüne İstanbul’a gelmiştim. İstanbul’un büyüsüne kapıldım. Ağlayarak döndüm Fransa’ya. Uçaktan indiğimde “Neyim varsa satıp İstanbul’da yaşayacağım” dedim ve üç hafta içinde buraya yerleştim. Ailem, arkadaşlarım aklımı kaçırdığımı düşünüyordu. Saçma gelebilir ama sokakta satılan simit, çayımız beni duygulandırıyordu. Kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi olmuştum burada. Kimseyi tanımıyordum. Nişantaşı’nda küçücük bir yer açtım. Bu semtin kitlesi elit ve beklenti yüksekti. Çünkü sadece İstanbul’da değil, dünyanın en ünlü şehirlerinden her yöntemi denemiş bir profil. Saç bakımı için Fransa’ya giden bir kitleden söz ediyoruz. Ama ben bu beklentiyi karşıladım. Bir iki kişiyle başladı buradaki maceram, yine kulaktan kulağa yayıldı ve beş yılda Türkiye’de altı merkeze ulaştım.

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz