Metroların kokusundan trafiğine, grevinden rötarına işte iki yüzlü Paris!

0
16

Paris, Fransa’nın en büyük, Avrupa’nın en köklü şehirlerinden biri hiç kuşkusuz. Bina yapıları, mimarisi ve saraylarıyla muazzam bir orta çağ şehri olan Paris, güzelliği ile de dillere destan. Şehir planlamasıyla da tabi.

Aslına tek başına küçük bir şehir olan Paris, çevresindeki il ve ilçelerle büyük bir metropol halini alıyor. Durum böyle olunca da geniş bir ulaşım ağı karşımıza çıkıyor. Paris’te 14 metro hattı, 7 tramvay, 5 banliyo treni (RER), diğer bölgelere giden trenleri de sayarsak 40’ın üzerinde raylı hat var. Tabi otobüsler de var kullanmak isteyene.

Paris’e yeni gelmişsiniz şöyle ulaşım haritasını elinize alıp bakarsanız, o kadar düzenli, öylesine çok hat var ki hayran kalmamanız mümkün değil. Hatta aklınızdan şöyle bir düşünce geçebilir. “Bu kadar fazla toplu taşıma aracının olduğu yerde trafik hiç olmaz, araba rahatlıkla kullanılabilir…”

Ama…

Bir çok şeyin olduğu gibi Paris ulaşım sisteminin de kocaman amaları var.

Üç yıldan uzun bir süre Paris’te bu ulaşım hatlarını kullanıyorum, bir gün bile “vay be harika, tam zamanında geldi, tam zamanında hareket etti, tam zamanında vardı” dediğimi hatırlamıyorum. İnanın, her gün sorunların olduğu trenlerin, metroların böylesine geç gelip, iptal edildiği bir yer görmedim.

Mesela örnek verecek olursam, üniversitem 15 km, iş yerim 17 km uzaklıkta olmasına rağmen üç hat değiştirmek zorunda olduğum Paris’te, normalde okula 45 dakikada, iş yerine ise 55 dakikada ulaşmam gerekiyor. Ama bir gün bile bu dakikalarda gittiğimi gerçekten hatırlamıyorum.

Vagona işeyen mi ararsınız, istifra eden mi…

Trenler, metrolar zamanında gelmiyor, peki temiz, sakin ve ferah mı? Böyle düşünüyorsanız avucunuzu yalayın derim. Paris’teki bir çok tren ve metro aşırı derecede pis. Vagona işeyen mi ararsınız, istifra eden mi, çöp atan mı, taşkınlık çıkaran mı. Her şey var. Metrolar gibi metro durakları ve tren garları baya pis. Hatta bazılarında öyle ağır bir koku mevcut ki, uzun süre duramazsınız.

Bunların dışında meşhur grevler de var tabi. Saatler bazen günlerce süren ve ulaşımı ulaşılamaz hale getiren grevler.

Bir de medeniyet kavramını da unutmayalım. Efendim Avrupalılar çok medeni, birbirlerine karşı çok saygılı, biz Türkler çok saygısızız diye lafları kendimi bildim bileli duyarım. Bana kalırsa ve gördüğüm kadarıyla böyle bir şey. Bu tür laflar, sanki biraz batı hayranlığının üretimi gibi.

Her neyse, konumuza dönersek, bu saygı ve medeniyetin oluşması aslında sisteme bağlı. Avrupalılar bir sistem oturtmuş ve bu sistem sayesinde çoğu şey tıkırında işliyor. Mesela trenler uzun süre rötar yapsın veya gelmesin bakın bakalım medeniyet ve anlayış kalıyor mu? Göreceğiniz tablo şu: Birbirine kızan ve küfür eden insanlar, gergin hava ve kargaşa. Yani medeni Avrupalılar biraz zoru gördü mü bu kavramlar kalmıyor gibi…

Yukarda bahsettiğim gibi araba trafiğinin olmadığını düşünüyorsanız yine büyük bir yanılgıya düşmüş olacaksınız. Çünkü sabahları ve akşamlar İstanbul’da görmeye alışık olduğunuz trafikten eksiği yok fazlası var…

Son olarak. Paris’in gerçekten çok geniş ve her yere ulaşabileceğiniz muazzam bir raylı sistemi var. Ama bu sistem yavaş ve sorunlu çalışıyorsa, insanlara işkence çektirtiyorsa yararı olduğu kadar zararı da oluyor. İnsanların okula, işe, toplantısına geç gitmesine ya da uçağını kaçırmasına neden oluyor. Bu tür aksaklıkların en kısa sürede düzeltilmesi bu sistemi işleten SNCF ve RATP kurumlarının önlem alması gerekiyor.

*İsa Deari

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here